Tarihi Vance-Ghalibaf Görüşmeleri: Derin Güvensizliği Aşma Çabası

Bu hafta sonu İslamabad’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın bir araya gelmesi ve muhtemelen bir fotoğraf çektirmesi, şüphesiz tarihi bir an olacak. Bu görüşme, 1979 İslam Devrimi’nin iki ülke arasındaki güçlü stratejik bağı koparmasından ve ilişkileri günümüze kadar gölgeleyen derin bir güvensizlik yaratmasından bu yana, İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki en üst düzey yüz yüze görüşmeleri temsil edecek.

Derin Güvensizliğin Gölgesinde

İki liderin gülümsememesi, hatta el sıkışmaması bile olası. Bu durum, sorunlu ilişkileri daha kolay veya daha az düşmanca hale getirmeyecek. Ancak bu görüşme, her iki tarafın da dünya genelinde şok dalgaları yaratan bir savaşı sona erdirmeye, daha riskli bir tırmanışı önlemeye ve diplomasiye yönelerek bir anlaşma yapmaya istekli olduğuna dair bir sinyal gönderecektir. ABD Başkanı Donald Trump’ın iki haftalık kırılgan ateşkes süresince bir “barış anlaşması”na dair iyimser tahmini için sıfır şans var; zira ateşkesin şartları daha bu hafta başında açıklandığı andan itibaren tartışmalı hale geldi ve ihlal edildi.

Önceki Çabalar ve Zorluklar

İranlılar, İsrail’in Lübnan’da ateşkes olmayacağı konusunda ısrar etmesine rağmen, son ana kadar gelip gelmeyecekleri konusunda herkesi merak içinde bıraktı. Ancak ciddi ve sürdürülebilir görüşmeler başlarsa, bu aynı zamanda Trump’ın ilk döneminde, 2018’de önceki dönüm noktası niteliğindeki nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana yapılan en önemli diplomatik hamle olacak. Trump, Obama yönetiminin dış politika başarısı olarak görülen bu anlaşmayı “tarihin en kötü anlaşması” olarak nitelendirmişti. Uluslararası Kriz Grubu’ndan Ali Vaez, “Daha üst düzey yetkililerin görevlendirilmesi ve tüm taraflar için başarısızlığın yüksek riskleri, daha önce olmayan olasılıkları açabilir,” değerlendirmesinde bulunuyor. Ancak Vaez, bu seferin “katlanarak daha zor” olduğunu da belirtiyor.

Farklı Müzakere Tarzları

İki taraf arasındaki uçurumlar çok geniş ve güvensizlik çok derin. Özellikle Tahran için bu durum, Haziran 2025 ve bu yıl Şubat ayındaki son iki müzakere serisinin, bir ABD-İsrail savaşının ilk salvolarıyla aniden kesintiye uğramasından sonra daha da belirginleşti. Müzakere tarzları da kutuplar kadar farklı. Trump, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’ı en iyi anlaşma yapıcıları olarak görüyor. Ancak İran, bu elçileri İsrail’e çok yakın bulduğu için, katılım düzeyinin özellikle Vance’e yükseltilmesi konusunda ısrar etti. Vance, ABD yönetiminde resmi bir konuma sahip olması ve Trump ekibinde bu askeri kampanyaya en güçlü şüpheyle yaklaşan kişi olarak görülmesi nedeniyle tercih edildi. İran’ın yaklaşımı da sınırlamalar getirdi; özellikle müzakerelerin ana hatlarıyla güvenilir arabulucuları Umman aracılığıyla dolaylı olarak yürütülmesi konusundaki ısrarı dikkat çekiyor.

Değişen Güvenlik Denklemi

Şubat ayında Cenevre’de, yüksek duvarların arkasında ve dünya kameralarından uzakta, dolaylı görüşmelerin ortasında bazı doğrudan konuşmalar da gerçekleşti. Ancak bu yolu derinden güvensiz bulan İranlı sertlik yanlılarının, düşmanca veya aşağılayıcı alışveriş riskinden kaçınmak isteyen müzakerecilerin ellerini bağladığı söyleniyor. Bu düşmanlıklar, tüm taraflar için güvenlik denklemini değiştirdi. Bu çatışmadan önce bile, İran’ın güvenlik kurumlarındaki sertlik yanlısı sesler nükleer bomba geliştirilmesi gerektiğini savunuyordu. İran şimdi balistik füze cephaneliğini kendini savunma için korumakta ve Hürmüz Boğazı üzerinde etkili olmaya devam etmekte ısrar edecek. Bu durum Tahran’a önemli bir kaldıraç ve umutsuzca ihtiyaç duyulan bir ekonomik cankurtaran halatı sağlıyor. Ancak 2015 nükleer anlaşmasına karşı çıkan, ancak daha sonra komşularıyla temkinli bir yakınlaşmaya ulaşan çoğu Körfez ülkesi, ülkelerine çarpan füzelerin müzakere masasında olmasını talep ediyor.

Tarihin Yankıları ve Mevcut Durum

On üç yıl önce, İran’ın merhum Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney, müzakerecilerinin ABD ile nükleer görüşmeleri yoğunlaştırmasına isteksizce izin vermişti. Buna “kahramanca esneklik” denmişti. Tahran’ın üst düzey din adamı, “Büyük Şeytan” olarak hor gördüğü ülkeye güvenmiyordu. Ancak İran’ın yeni seçilen reformist başkanı Hasan Ruhani, ülkenin içinde bulunduğu kötü ekonomik durumun kendilerine felç edici uluslararası yaptırımları kaldırmak için her şeyi yapmaktan başka seçenek bırakmadığına ikna etmişti. Şimdi, bu savaşın ilk saatlerinde babasının suikastından sonra iktidara yükselen oğlu Mücteba Hamaney, müzakerecilerinin İslamabad’da ABD elçileriyle görüşmesine onay verdi. Ancak o saldırıda yaralandı ve katılımının ve yetkisinin kapsamı belirsizliğini koruyor. Sertlik yanlıları, en başta güçlü Devrim Muhafızları, şimdi kararları veriyor. İran ekonomisi çok daha derin bir krizin içinde ve Ocak ayındaki ülke çapındaki protestoların binlerce kayıpla bastırılmasının ardından evde daha önemli bir muhalefetle karşı karşıya.

Trump, altı haftalık bu savaşın “rejim değişikliği” sağladığını ve İran’ın yeni liderlerini “daha az radikal, çok daha makul” olarak tanımlıyor. On üç yıl önce, görüşmeler başlarken, iki tarafın “çok uzak” olduğunu belirten açıklamalar yapılmıştı. İran, ABD’nin uranyum zenginleştirme “hakkını” tanımasını talep etmişti; ABD ise İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silah arayışında olduğu şüphesini dile getirerek bunu reddetmişti. Şimdilik ABD, bu hakkın tanınacağını, ancak İran’da zenginleştirme yapılmadığı sürece geçerli olacağını söylüyor gibi görünüyor. Tarih kendini tekrar etmeyebilir, ama kesinlikle kafiyeli.

#VanceGhalibaf #İranABDİlişkileri #Diplomasi #NükleerAnlaşma #Ortadoğu #BarışGörüşmeleri #GerilimAzaltma #İslamabad #Jeopolitik #Uluslararasıİlişkiler

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir